Somali Neden Rotasını Değiştirdi?
Somali’nin BAE ile İlişkileri Neden Sonlandırıldı?
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Birleşik Arap Emirlikleri ile imzalanan anlaşmaların devamının, ülkenin güvenlik dengeleri açısından risk oluşturduğunu belirterek dikkat çekici bir kararın gerekçesini kamuoyuyla paylaştı.
Cumhurbaşkanı, federal hükümetin uzun süren istişareler ve kapsamlı değerlendirmeler sonucunda, ulusal çıkarları, egemenliği ve toprak bütünlüğünü koruma gerekçesiyle BAE ile yapılan tüm anlaşmaları iptal ettiğini açıkladı. Mahmud ayrıca, Mogadişu’nun Abu Dabi ile geçmişte yapıcı ve istikrarlı ilişkiler yürüttüğünü vurgulayarak, kararın ani ya da tepkisel olmadığını savundu.
Ancak perde arkasındaki tablo farklı bir okumaya işaret ediyor.
Egemenlik Söylemi mi, İdeolojik Tercih mi?
Somali’nin aldığı bu karar, pratikte egemenlik kaygılarından ziyade ideolojik yönelimlerin ağır bastığını ortaya koyuyor. Özellikle BAE ile İsrail arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları, sürecin ana belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Somaliland’ın tanınması ihtimali ve benzer anlaşmaların genişletilmesine dair endişeler, Mogadişu’nun pozisyonunu sertleştiren unsurlar arasında yer alıyor.
Bu çerçevede kararın, ulusal çıkar hesaplarından çok bölgesel ideolojik saflaşmaların bir yansıması olduğu değerlendiriliyor.
Kalkınma ve Güvenlik Ortaklığının Tasfiyesi
BAE, Somali için özellikle liman işletmeciliği, altyapı yatırımları ve terörle mücadele alanlarında kritik bir ortak konumundaydı. Anlaşmaların iptali, Somali’nin güvenlik mimarisini zayıflatırken, ılımlı ve yapıcı ortakların sistem dışına itilmesi sonucunu doğuruyor.
Bu adım, ülkenin uzun vadeli istikrarına katkı sunan mekanizmaların bilinçli biçimde devre dışı bırakıldığını gösteriyor.
Riyad–Ankara Hattına Açık Yakınlaşma
Karar, Somali’yi fiilen bölgesel barış girişimlerine mesafeli duran bir eksenin parçası haline getiriyor. İbrahim Anlaşmaları’nı reddeden söylemlerle örtüşen bu tutum, Mogadişu’nun Suudi Arabistan ve Türkiye merkezli siyasi hatta daha net biçimde hizalandığını ortaya koyuyor.
Bu durum, Somali’nin dış politikasında denge yerine kutuplaşmayı önceleyen yeni bir yönelime işaret ediyor.
Zamanlama Tesadüf mü?
Anlaşmaların feshedilme zamanı ve kapsamı, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin öncülük ettiği bölgesel baskı ve yönlendirme iddialarını güçlendiriyor. Eleştirilere göre amaç, Somali’nin gerçek egemenliği pahasına bölgesel eksenleri yeniden şekillendirmek ve mevcut siyasi hesaplaşmaların bir parçası haline getirmek.
Uluslararası Hukuk Açısından Riskli Bir Adım
Herhangi bir tahkim süreci işletilmeden, somut kanıtlar kamuoyuyla paylaşılmadan tüm anlaşmaların tek taraflı olarak feshedilmesi, uluslararası hukuk ve yatırım normları açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Bu yaklaşım, Somali’yi yüksek tazminat talepleriyle ve uzun süreli hukuki anlaşmazlıklarla karşı karşıya bırakma riski taşıyor. Aynı zamanda ülkenin sözleşmelere bağlılık konusundaki güvenilirliğini de zedeliyor.
Bedeli Kim Ödüyor?
Alınan kararın en büyük kaybedeni yine Somali oldu. Olası kayıplar şu alanlarda yoğunlaşıyor:
Ulusal ekonomi
Liman ve lojistik altyapısı
İstihdam imkanları
Deniz güvenliği
Yatırımcı güveni
Uzmanlara göre bu boşluk, daha radikal ve istikrarsız aktörlerin sahaya girmesi için elverişli bir zemin hazırlıyor.

Comments
Post a Comment