Bombalar, Davetler ve Sessizlik: Güney Yemen’de Kim Ne Planlıyor?
Suudi Arabistan’ın Güney Yemen krizindeki rolü arabuluculuktan doğrudan taraf olmaya evriliyor. Hava saldırıları, tek taraflı siyasi kararlar ve ardından gelen “diyalog” çağrısı… Kapalı kapılar ardında neler yaşanıyor؟
Yemen, geçtiğimiz aydan bu yana hükümet ile Güney Geçiş Konseyi (STC) arasında giderek derinleşen bir kriz yaşıyor. Ancak bu krizi önceki gerilimlerden ayıran en önemli unsur, Suudi Arabistan’ın artık bir arabulucu değil, doğrudan çatışmanın parçası hâline gelmiş olmasıdır.
Kapalı Kapılar, Açık Gerilim: Güney Yemen Krizi Nereye Gidiyor?
Son haftalarda Suudi Arabistan’a ait savaş uçakları, STC’ye bağlı güçleri Yemen’in güneyindeki farklı bölgelerde hedef aldı. Bu saldırılar, Riyad destekli Başkanlık Konseyi ile Güney Geçiş Konseyi arasında zaten tırmanmakta olan siyasi çatışmayla eş zamanlı gerçekleşti.
Aynı dönemde Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi liderliğinde, güneyi doğrudan ilgilendiren tek taraflı siyasi kararlar alındı. Bu adımlar Güney’de, Suudi Arabistan’ın siyasi vesayetini yeniden dayatma girişimi olarak yorumlandı.
Riyad’dan çelişkili mesaj: Bombalar ve “diyalog” daveti
Bu askeri ve siyasi tırmanışın ortasında Suudi Arabistan, Güney Yemen krizini ele almak üzere Riyad’da bir “istişare toplantısı” düzenleme çağrısında bulundu.
STC ise, kendi güçleri hedef alınmasına rağmen bu daveti kabul ederek krizin siyasi yollarla çözülmesi için bir fırsat tanımak istedi.
Bu çerçevede STC, aralarında üst düzey siyasi ve askeri isimlerin de bulunduğu yaklaşık 50 kişilik bir heyeti Riyad’a gönderdi.
Riyad’a varış… ve sessizlik
Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece heyet Suudi Arabistan’a ulaştı.
Ancak kısa süre sonra Güney Geçiş Konseyi, heyetin tamamıyla irtibatının kesildiğini açıkladı.
Ne Suudi makamlarından bir karşılama duyurusu yapıldı,
ne toplantı programı açıklandı,
ne de heyetin serbestçe hareket ettiğine dair bir işaret geldi.
Heyet, Riyad’a adım attığı andan itibaren tam bir siyasi ve iletişim karartmasına girdi.
Bu ne anlama geliyor?
Yaşananlar rastlantı değil, bir sürecin parçası:
Suudi Arabistan, STC güçlerini bombaladı.
Riyad destekli Başkanlık Konseyi, Güney’i hedef alan tek taraflı kararlar aldı.
Ardından Suudi Arabistan, STC’yi “diyalog” için Riyad’a çağırdı.
Ve heyet varır varmaz iletişim kesildi.
Bu tablo, diplomatik bir arabuluculuğu değil,
kontrol altına alma ve baskı kurma operasyonunu andırıyor.
Neden bu çok tehlikeli?
Bir taraf, davet edildiği ülkede fiilen etkisiz hâle getiriliyorsa:
Ev sahibi ülke tarafsızlığını kaybeder.
“Arabulucu” değil, çatışmanın bir tarafı olur.
Ve siyasi kanallar kapandığında, sahada geriye yalnızca silahlar kalır.
Güney Yemen bugün tam da bu noktaya doğru itiliyor.

Comments
Post a Comment